Beslenme ve DiyetSağlık Haberleri

Girit usulü beslenme: dünyanın en çok incelenen diyeti

Beslenme biliminin en uzun soluklu hikayesi bir Yunan adasında başlar. 1950’lerin sonunda fizyolog Ancel Keys’in başlattığı Yedi Ülke Çalışması, farklı toplumların beslenme alışkanlıklarıyla kalp hastalığı arasındaki ilişkiyi izlemeye koyulduğunda, tablonun en dikkat çekici satırı Girit’ten geldi: adanın köylüleri, incelenen bütün topluluklar içinde kalp damar hastalığına en az yakalanan grup çıktı. Üstelik yağdan zengin besleniyorlardı; farkları, o yağın neredeyse tamamının zeytinyağı olmasıydı.

Girit sofrasında ne vardı

Araştırmacıların 1960’larda kayda geçirdiği geleneksel Girit beslenmesi bugün Akdeniz diyeti dediğimiz modelin çekirdeği: bol zeytinyağı, her öğünde sebze ve yabani otlar (horta), haftada birkaç kez baklagil, tam tahıl ekmeği ve peksimet (paximadi), düzenli balık, az kırmızı et, ölçülü peynir ve yoğurt, yemek yanında ölçülü şarap. Şeker ve işlenmiş gıda yok denecek kadar azdı; tatlı ihtiyacını bal ve mevsim meyvesi karşılıyordu. Bir o kadar önemlisi, sofra dışı etkenlerdi: günlük fiziksel iş, öğle dinlenmesi ve yemeğin sosyal bir olay olması.

Kanıt yalnızca gözlem değil

Girit gözlemi sonraki on yıllarda kontrollü araştırmalarla sınandı. Lyon Kalp Çalışması, kalp krizi geçirmiş hastalarda Akdeniz tipi beslenmenin tekrarlayan olayları belirgin azalttığını gösterdi. İspanya’da yürütülen ve alanın en büyük randomize çalışması olan PREDIMED, sızma zeytinyağı ya da kuruyemişle zenginleştirilmiş Akdeniz diyetinin, düşük yağlı standart diyete kıyasla kalp krizi ve inme riskini yaklaşık üçte bir azalttığını ortaya koydu. Sonraki yıllarda aynı model tip 2 diyabet, bazı kanser türleri ve bilişsel gerileme üzerine yapılan çalışmalarda da olumlu sonuçlarla anıldı.

Bugünün Girit’i ve bizim mutfağımız

İşin ironik tarafı, bugünün Girit’inde geleneksel modelin zayıflamış olması; hazır gıda ve et tüketimi adada da arttı ve sağlık istatistikleri bunu yansıtıyor. Model, coğrafyanın değil alışkanlıkların gücünü kanıtlamış oldu. Türk mutfağı içinse mesafe kısa: zeytinyağlılar, kuru baklagil yemekleri, tam buğday ekmeği, balık ve yoğurt zaten repertuvarımızda. Girit usulüne yaklaşmak çoğu ev için yeni tarifler değil, oranları değiştirmek demek: yağı zeytinyağına çevirmek, eti haftalık ritme çekmek, sebzeyi tabağın merkezine almak.

Pratik başlangıç

Beslenme araştırmacılarının ortak önerisi küçük ve kalıcı adımlar: haftada iki balık öğünü, iki baklagil öğünü, günde bir avuç kuruyemiş, rafine ekmek yerine tam tahıl. Kronik hastalığı olanların diyet değişikliğini hekimiyle konuşması gerekir; ama Girit’in altmış yıllık dersi herkes için aynı: sofranın yarısı bitki, yağın adı zeytinyağı, ölçünün adı süreklilik.

Hipokrat GR

Hipokrat'ın Yunanistan masası. Akdeniz beslenmesi, sağlık sistemi ve yaşam bilimi başlıklarında Yunanistan kaynaklı gelişmeleri aktarır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu