Sigarayı bırakmak isteyenler için dikkat çeken araştırma!
JAMA Network Open’da yayımlanan yeni bir klinik araştırmada, davranışsal danışmanlıkla birlikte verilen tek doz psilosibinin sigarayı bırakma oranlarını belirgin şekilde artırdığı görüldü. Çalışmada psilosibin alan katılımcıların 6 ay sonraki başarı oranı, nikotin bandı kullanan gruba göre daha yüksek çıktı.
Sigarayı bırakmak isteyen milyonlarca kişi için mevcut yöntemler her zaman uzun vadeli sonuç vermeyebiliyor. Nikotin bantları ve reçeteli ilaçlar birçok kişiye destek sağlasa da bağımlılığın hem biyolojik hem de psikolojik yönü, kalıcı bırakma sürecini zorlaştırıyor. Bu nedenle bilim insanları, tütün bağımlılığına karşı farklı tedavi seçeneklerini araştırmaya devam ediyor. Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından yürütülen yeni çalışmada, “sihirli mantar” olarak bilinen mantarlardaki aktif bileşik psilosibinin, davranışsal danışmanlıkla birlikte kullanıldığında sigarayı bırakmada nikotin bandından daha etkili olabileceği görüldü.
Tek doz psilosibin ile nikotin bandı karşılaştırıldı
Araştırmada, günlük sigara içen ve daha önce en az bir kez sigarayı bırakmayı deneyip başarılı olamayan 82 yetişkin incelendi.
Katılımcıların bir bölümü tek doz psilosibin aldı, diğer gruba ise standart nikotin bandı uygulandı. Her iki gruba da aynı şekilde sigarayı bırakmaya yönelik bilişsel davranışçı terapi desteği verildi.
Çalışmayı Matthew W. Johnson, Gideon P. Naudé, Peter S. Hendricks ve Albert Garcia-Romeu yürüttü. Araştırma Johns Hopkins Bayview Medical Center’da gerçekleştirildi.
Katılımcılar daha önce defalarca bırakmayı denemişti
Çalışmaya katılan kişiler, araştırma başlamadan önce günde ortalama yaklaşık 16 sigara içiyordu. Katılımcıların daha önce ortalama 6 kez sigarayı bırakmayı denediği belirtildi. Bu durum, araştırmaya dahil edilen kişilerin nikotin bağımlılığıyla uzun süredir mücadele ettiğini gösterdi.
Araştırmacılar, katılımcıların fiziksel ve psikiyatrik açıdan çalışmaya uygun olup olmadığını da değerlendirdi. Ağır ruhsal hastalığı veya ciddi kalp-damar riski bulunan kişiler çalışmaya alınmadı.
Her iki gruba da danışmanlık desteği verildi
Araştırmada yalnızca ilaç ya da bant uygulaması yapılmadı. Her iki grup da 13 haftalık bilişsel davranışçı terapi programına katıldı.
Bu programda katılımcıların sigara içme dürtülerini, uzun vadeli kişisel hedefleriyle karşılaştırmaları sağlandı. Günlük tetikleyiciler belirlendi, sigara içme isteğiyle başa çıkmak için alternatif yöntemler üzerinde çalışıldı.
Katılımcılar hedef bırakma tarihinden önce 4 hazırlık seansına katıldı. Beşinci haftada ise bırakma günü geldi.
Psilosibin alanlar kontrollü ortamda izlendi
Psilosibin grubundaki katılımcılara hedef bırakma gününde vücut ağırlıklarına göre ayarlanmış tek doz psilosibin verildi.
Katılımcılar bu süreçte genellikle göz bandı takarak, özel olarak hazırlanmış müzik eşliğinde ve iki eğitimli görevlinin gözetiminde gün boyunca klinik ortamda bulundu. Ertesi gün yapılan görüşmede, katılımcıların yaşadıkları deneyimi sigarayı bırakma hedefleriyle nasıl ilişkilendirebilecekleri ele alındı.
Nikotin bandı grubundaki kişiler ise hedef bırakma gününde 8 ila 10 haftalık nikotin bandı programına başladı. Bant dozu, kişinin günlük sigara tüketimine göre belirlendi.
6 ay sonra sonuçlar dikkat çekti
Araştırmacılar, hedef bırakma tarihinden 6 ay sonra katılımcıların durumunu değerlendirdi. Psilosibin alan grupta katılımcıların yaklaşık yüzde 40’ı, biyokimyasal testlerle doğrulanan şekilde uzun süreli sigara bırakma başarısı gösterdi. Nikotin bandı kullanan grupta ise bu oran yüzde 10’da kaldı.
Araştırmacılar, psilosibin alan kişilerin sigarayı bırakma ihtimalinin nikotin bandı kullananlara göre 6 kattan fazla yüksek olduğunu belirledi.
Kısa dönem ölçümlerde de fark görüldü
Çalışmada yalnızca uzun süreli bırakma başarısı değil, son 7 günlük sigara içmeme durumu da değerlendirildi.
6 ay sonunda psilosibin grubundaki kişilerin yaklaşık yüzde 52’si, son 7 gün içinde sigara içmediğini gösteren ölçütü karşıladı. Nikotin bandı grubunda ise bu oran yüzde 25 oldu.
Ayrıca psilosibin grubundaki katılımcıların, bırakma tarihinden sonraki dönemde günlük sigara tüketiminin nikotin bandı grubuna kıyasla yaklaşık yarı yarıya daha az olduğu bildirildi.
Ölçümler yalnızca beyana dayanmadı
Araştırmacılar, sigara bırakma durumunu yalnızca katılımcıların sözlü beyanlarına göre değerlendirmedi.
Düzenli takiplerde nefeste karbonmonoksit ölçümü ve idrarda kotinin testi yapıldı. Karbonmonoksit ölçümü son 24 saat içindeki sigara kullanımına dair bilgi verirken, kotinin testi yaklaşık son 1 haftalık nikotin maruziyetini ortaya koydu. Bu yöntemle sigara bırakma başarısı biyolojik verilerle de doğrulandı.
Yan etkiler kontrol altında izlendi
Psilosibin uygulamasında görülen en yaygın fiziksel şikayetlerin baş ağrısı ve geçici tansiyon yükselmesi olduğu belirtildi. Araştırma süresince psilosibin ya da nikotin bandına bağlı ciddi bir tıbbi acil durum bildirilmedi.
Araştırmacılar, psilosibin gibi psychedelic tedavilerin genellikle bir ya da iki kontrollü uygulama seansı gerektirdiğini, bu nedenle olası yan etkilerin klinik ortamda izlenebildiğini belirtti.
Etki mekanizması farklı olabilir
Psilosibin, klasik bağımlılık ilaçlarından farklı bir etki mekanizmasına sahip. Nikotin bandı gibi yöntemler doğrudan nikotin yoksunluğu ve ödül sistemiyle ilişkili süreçlere odaklanırken, psilosibinin daha çok psikolojik değişimlerle etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Araştırmacılar, psilosibinin psikolojik esnekliği artırabileceğini, kişinin kendilik algısında ve davranış kalıplarında değişime katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Araştırmanın sınırlılıkları var
Çalışmanın sonuçları dikkat çekici olsa da araştırmacılar bazı sınırlılıklara dikkat çekti. Araştırma kör tasarımla yürütülmedi. Yani katılımcılar ve araştırma ekibi hangi tedavinin uygulandığını biliyordu. Psilosibin deneyiminin belirgin olması nedeniyle bu tür çalışmalarda gerçekçi bir plasebo oluşturmanın zor olduğu belirtildi.
Katılımcı grubunun çoğunlukla beyaz ve yüksek eğitimli kişilerden oluşması da sonuçların genel topluma ne kadar uygulanabileceği konusunda soru işareti oluşturuyor.
Ayrıca katılımcıların önemli bir bölümünün daha önce psychedelic madde deneyimi olduğu bildirildi. Bu durum, çalışmaya katılan kişilerin psilosibin uygulamasına daha açık kişiler olabileceğini düşündürüyor.
Daha geniş çalışmalar yapılacak
Araştırmacılar, daha büyük ve daha çeşitli katılımcı gruplarıyla yapılacak çift kör çalışmaların bu sonuçları daha net değerlendireceğini belirtiyor.
Gelecek araştırmalarda, psilosibinle birlikte verilen yoğun psikolojik desteğin daha erişilebilir ve düşük maliyetli hale getirilip getirilemeyeceği de incelenecek. Ayrıca psilosibinin bağımlılık davranışlarını beyinde nasıl etkilediği daha ayrıntılı şekilde araştırılacak.



