Otizmde ezber bozan araştırma! Zeka düzeyi yaşam becerilerini tek başına belirlemiyor
Autism Research dergisinde yayımlanan yeni araştırma, ortalama ya da yüksek bilişsel becerilere sahip otizmli bireylerin günlük yaşam becerilerinin zaman içinde zekâ düzeyleriyle uyumlu hale gelebildiğini ortaya koydu.
Otizmli çocukların gelecekte bağımsız yaşayıp yaşayamayacağı, eğitim hayatına devam edip edemeyeceği ya da iş yaşamına katılıp katılamayacağı ailelerin en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. ABD’de yürütülen uzun süreli bir araştırma, bu sorulara daha umut verici bir pencereden bakılabileceğini gösterdi. Araştırmaya göre, otizmli bireylerde zeka ile günlük yaşam becerileri arasındaki fark sanıldığı kadar yaygın olmayabilir ve birçok kişi pratik becerilerini zaman içinde geliştirebilir.
92 kişi 25 yaşına kadar takip edildi
Araştırmada, çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan uzun süreli veriler incelendi. Çalışmaya, 9 yaşına kadar ortalama ya da daha yüksek bilişsel becerilere sahip olduğu belirlenen 92 otizmli birey dahil edildi.
Katılımcıların bilişsel becerileri ve günlük yaşam becerileri 2, 3, 5, 9, 18 ve 25 yaş dönemlerinde değerlendirildi.
Günlük yaşam becerileri neyi kapsıyor?
Günlük yaşam becerileri; kişinin bağımsız hayatını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu pratik davranışları ifade ediyor. Bunlar arasında kişisel bakım, giyinme, yıkanma, ev işleri, yemek hazırlama, para kullanma, alışveriş yapma ve toplu taşımadan yararlanma gibi beceriler yer alıyor.
Araştırmacılar, bu becerilerin otizmli bireylerin yetişkinlik dönemindeki iş, sosyal ilişki ve bağımsız yaşam deneyimleri açısından önemli olduğunu vurguluyor.
Çoğunlukta büyük fark oluşmadı
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, katılımcıların çoğunda zeka düzeyi ile günlük yaşam becerileri arasında büyük bir fark görülmemesi oldu. Verilere göre katılımcıların yüzde 57,4’ünde günlük yaşam becerileri, 2 yaştan 25 yaşa kadar bilişsel becerilerle uyumlu ilerledi. Bu grupta, kişinin zihinsel kapasitesiyle pratik hayatta yapabildikleri arasında belirgin bir kopukluk oluşmadı.
Fark bazı çocuklarda zamanla açıldı
Katılımcıların yüzde 42,6’sında ise zeka puanları günlük yaşam becerilerinden daha yüksek seyretti. Ancak bu farkın 2 yaşında belirgin olmadığı görüldü. Araştırmacılar, söz konusu ayrışmanın çocukluk döneminde yavaş yavaş ortaya çıktığını, orta ve geç çocukluk döneminde daha görünür hale geldiğini belirledi. Bu farkın erken yetişkinlik dönemine doğru genişleyebildiği de kaydedildi.
Erken belirtiler tahmin etmekte yetersiz kaldı
Araştırmacılar, hangi çocuklarda zeka ile yaşam becerileri arasında fark oluşacağını önceden tahmin etmeye çalıştı. Anne eğitim düzeyi, erken dönem zeka puanı ve 2 yaşındaki otizm belirtilerinin şiddeti gibi faktörler incelendi. Ancak bu göstergelerin hiçbiri, çocuğun ileride hangi gelişim grubunda yer alacağını güçlü şekilde tahmin edemedi.
Otizmde yetişkinlik sonuçları beklenenden farklı çıktı
Araştırmada katılımcıların 30’lu yaşlarının başındaki yaşam durumları da değerlendirildi. İş sahibi olma, üniversite eğitimi, bağımsız yaşama, arkadaşlık, romantik ilişki ve mutluluk gibi başlıklar incelendi. Zeka ile günlük yaşam becerileri arasında fark olan bireylerle bu becerileri uyumlu ilerleyen bireyler arasında yetişkinlik sonuçları açısından anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmacılar, bunun bilişsel becerilerin bazı alanlarda telafi edici rol oynayabileceğini düşündürdüğünü belirtti.
“Otizmli bireyler yaşam becerilerini öğrenebilir”
Araştırmanın en önemli mesajlarından biri, otizmli bireylerin günlük yaşam becerilerini öğrenebileceği yönünde oldu. Araştırmacılar, bu becerilerin bazı kişilerde daha fazla zaman, destek ve tekrar gerektirebileceğini ancak otizm tanısının bağımsız yaşam becerilerinin gelişmeyeceği anlamına gelmediğini vurguladı.
Çalışmada ayrıca IQ’nun tek başına bir kişinin gelecekte neleri öğrenebileceğini ya da başarabileceğini anlamak için yeterli olmadığı belirtildi.
Araştırmanın sınırlılıkları var
Araştırmanın uzun süreli olması önemli bir avantaj sağlasa da bazı sınırlılıklar da bulunuyor. Çalışmaya dahil edilen bireylerin tanı süreci 1990’lı yıllarda başladı. O dönemden bu yana otizm tanı kriterleri, farkındalık düzeyi ve tanıya ulaşma yolları önemli ölçüde değişti. Bu nedenle araştırmacılar, sonuçların günümüzde daha geç yaşta tanı alan çocuklar, ergenler ya da yetişkinler için aynı şekilde yorumlanmaması gerektiğini belirtiyor.
Yeni çalışmalar yolda
Araştırmacılar, günlük yaşam becerilerinin yalnızca çocukluk ve ergenlikte değil, yetişkinlik ve ileri yaşlarda da izlenmesi gerektiğini ifade ediyor. Gelecek çalışmaların daha geniş ve daha çeşitli gruplarla yürütülmesi, özellikle farklı kültürel ve ailevi beklentilerin günlük yaşam becerilerine etkisinin anlaşılması açısından önemli görülüyor.




