Sağlık Haberleri

mRNA aşılarında büyük tartışma: Güvenli mi, tehlikeli mi?

COVID-19 pandemisiyle hayatımıza giren mRNA aşıları milyonlarca hayat kurtardı. Ancak bazı çevrelerden gelen eleştiriler, bu teknolojinin güvenliği ve uzun vadeli etkileri konusunda tartışmaları beraberinde getiriyor.

KIDS & TRAVEL

Son yılların en büyük tıbbi yeniliklerinden biri olan mRNA  aşıları, COVID-19 sürecinde hızlı üretim imkânı sayesinde kritik bir rol oynadı. Araştırmalar, bu aşıların milyonlarca insanın hayatını kurtardığını ortaya koyuyor. Buna karşın, bazı siyasetçiler ve kamuoyundaki isimler, teknolojinin güvenliği ve etkinliği konusunda soru işaretleri gündeme getiriyor. Peki mRNA aşıları nasıl çalışıyor, hangi riskleri barındırıyor ve neden bu kadar tartışılıyor?

mRNA ile klasik aşıların farkı

Klasik aşılarda zayıflatılmış ya da etkisiz hale getirilmiş mikroplar vücuda tanıtılırken, mRNA aşıları hücrelere sadece belirli bir proteini geçici süreliğine üretmeyi öğretir. Bu sayede bağışıklık sistemi, hastalık etkenini tanıyıp ona karşı savunma geliştirir. Teknolojinin en büyük avantajı, yeni varyantlara veya salgınlara karşı çok hızlı uyarlanabilir olmasıdır.

Güvenlik ve etkinlik tartışmaları

Eleştirilerin odak noktası, COVID-19 aşılarının kısa sürede onaylanması ve uzun vadeli etkilerinin bilinmediği iddiasıdır. Ancak bilim insanları, mRNA teknolojisinin aslında 20 yılı aşkın süredir üzerinde çalışıldığını vurguluyor. Dünya genelinde milyonlarca doz uygulama sonrası elde edilen veriler, ciddi yan etkilerin son derece nadir olduğunu ortaya koyuyor.

mrnasi

Yan etkiler ve riskler

Kısa vadeli etkiler: Aşı sonrası yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrısı, ateş ve enjeksiyon bölgesinde ağrı yaygın ama geçici şikâyetlerdir.

Nadir komplikasyonlar: Alerjik reaksiyonlar ve kalp kası iltihabı gibi durumlar rapor edilmiştir. Ancak bu vakalar çok düşük oranda görülmekte ve çoğu hafif seyretmektedir. COVID-19’un kendisinin bu komplikasyonları çok daha sık ve ağır şekilde tetiklediği unutulmamalıdır.

Yanlış bilinenler

“DNA’yı değiştirir” iddiası: mRNA hücre çekirdeğine girmez, dolayısıyla genetik yapıyı değiştirmez.

“Vücutta kalıcı olur” iddiası: Hücreler, proteini yalnızca birkaç hafta üretir. Sonrasında mRNA parçalanır.

“Uzun vadeli bilinmiyor” iddiası: Dört yılı aşkın gözlem, ciddi geç döneme ait yeni riskler ortaya koymamıştır.

Gelecek için umut

mRNA teknolojisi yalnızca COVID-19 ile sınırlı değil. Grip, hepatit, HIV gibi bulaşıcı hastalıkların yanı sıra kanser tedavilerinde de araştırmalar sürüyor. Hızlı üretim ve esnek uyarlama kapasitesi, bu yöntemi geleceğin tıbbında önemli bir araç haline getiriyor.

Hippocrates

“Vücutta sıcaklığın ya da soğukluğun duyulduğu yer, hastalığın bulunduğu yerdir.” Hippocrates Hipokrat Sağlık ve Bilim Dergisi, size sağlıklı yaşamın sırlarını verecek.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu